SAVAŞLARIN VE KRİZLERİN GÖLGESİNDE DÜNYA KUPASI
23. kez düzenlenecek olan Dünya Kupası organizasyonu, 11 Haziran 2026 günü ABD-Kanada-Meksika ortaklığında başlıyor.
1930 yılında Uruguay’da düzenlenen ilk dünya kupasından sonra İkinci Dünya Savaşı nedeniyle 1942 ve 1946 yılları hariç her dört senede bir bu organizasyon düzenlenmiş. Yaşım gereği ilk hatırladığım 1978 Dünya Kupası. Arjantin’in finalde Hollanda’yı uzatmadaki gollerle 3-1 yendiği maçı Yukarı Park’ta babam ve arkadaşları ile birlikte izlediğimde henüz 6 yaşındaydım. Turnuvada Ardiles’ li,Kempes’ li kadrosu ile Arjantin’i tuttuğum için çok mutlu olmuştum.
Sonraki yıllarda yaşımın daha da büyümesiyle birlikte dünya kupalarına hem benim hem de Buldan’daki bütün arkadaşlarımın, büyüklerimin ilgisi hep üst düzeyde olmuştur. Üstelik ben 30 yaşıma gelene kadar Türkiye bu organizasyonlarda hiç yer almamasına rağmen. Genelde Brezilyaveya Almanya’nın şampiyon olmasını isterdi herkes. Kadrolarını eksiksiz sayabilirdik. 1982’ de Almanya’nın şampiyon olmasını istemiştim. Schumacher’in,Breitner’in, Rummenige’nin, Litbarski’nin yer aldığı kadro bugün gibi aklımda. 1982 finalini de rahmetli Serdar Süleyman amcanın kahvesinde ve renkli olarak izlemiştim. İtalya finalde Batı Almanya’yı yenip şampiyon olmuştu. İlk kez renkli olarak televizyondan bir maçı izlemek, siyah beyaz yayınlarda gri gördüğümüz çimlerin yemyeşil görüntüsü beni oldukça etkilemişti. Zira renkli televizyonlar o tarihte var olmasına rağmen her yayın renkli olmazdı. Renkli yayınlanacak programlar için gazetelerdeki yayın akışı tablosunda parantez içinde renkli ibaresi bulunurdu.
Her neyse;2002 yılında Dünya üçüncüsü olduğumuz turnuvadan 24 yıl sonra ancak bu sene tekrar dünya kupasına katılabiliyoruz. Ama ne yazık ki toplumda, bizim çocukluğumuzda ve gençliğimizde hissettiğimiz heyecanıgöremiyorum. Neredeyse 100 yıllık dünya kupası serüveni içinde ancak üçüncü kez bu turnuvaya katılabiliyor olmamıza rağmen…
Son senelerde öyle bir hale gelindi ki; ekonomik göstergelerin kırılganlığı, savaş ve şiddet dilinin hâkimiyeti, toplumda adalete olan inancın zayıflaması, özgürlük ve hak arayışı kavramları ile ilgili tereddütler, özellikle gençlerdeki gelecek kaygısı, dünya üzerinde bitmek bilmeyen savaş ve çatışmalar, yaşanan insanlık dramları, yurt içinde sıradan hale gelen şiddet olayları, aklıselimin ve vicdanın sesinin ne yazık ki yeteri kadar duyulamaması ve dijital dünyanın hâkimiyeti insanların ilgisini ve eğilimini çok etkiledi ve oldukça farklı alanlara yönlendirdi. Küçük şeylerden hepimizin duyabildiği mutluluklar geride kaldı. Ortak paydalarımız azaldı, değerlerimizi kaybediyoruz. Bunların yerini yeni normaller alıyor ancak bizim nesil bu yeni normalleri kabullenmekte zorlanıyor.
Öte yandan sporun ve sanatın birleştirici güç olduğu, barış süreçlerine olan olumlu katkıları veya her türlü siyasi çıkardan bağımsız evrensel bir dile sahip oldukları kabulü de bu dünya kupası sürecinde sekteye uğradı. Devam eden Amerika İran savaşından dolayı dünya kupasına katılma hakkı elde eden İran milli takımının ABD’ de konaklamasına izin verilmedi. Meksika’ daki otelde kalacak olan İran takımı Amerika’daki maçlarına sadece maç saatinde gidebilecek ve maçtan sonra süratle Meksika’ya geri dönecek. ABD tarafından ancak bu şekilde bir izin verildi. Şu olay bile sporun ve sanatın birleştirici gücü kavramına ne kadar ters öyle değil mi? Ne kadar zor ve yapay bir süreçten geçiyoruz. Umarım en kısa zamanda kavramların karıştırılmadığı, hakkaniyetin ve adaletin ve her şeyden önemlisi barışın tesis edildiği bir Türkiye ve dünya düzenine kavuşabiliriz. Genç neslin taşıdığı kaygılardan kurtulabilmesi için gerçekten barış ve hoşgörü diline ihtiyaç var. Milli takımımıza dünya kupasında başarılar dilerim..
Yorumlar
Kalan Karakter: