KAVAL ÇALAN ÇOCUK
VAROL ÖNCEL - Buldan'da Yaşamak

VAROL ÖNCEL - Buldan'da Yaşamak

KAVAL ÇALAN ÇOCUK

23 Kasım 2022 - 11:30

1940’ların sonundaki ilkokul yıllarımı, Buldan’da dedemin ve ninemin yanında, aile konağında geçirirdim. Tam da bu yaşlardayken bazen evimizin, bazen de komşumuz Talat Tarakçı amcaların bahçesindeki ağaçlara tırmanır, orada kendi kendime kaval çalardım. Talat amcaların bahçesinde tırmanıp kaval çaldığım muazzam büyüklükteki manolya ağacının güzelliğini hiç unutmam. Herhalde komşularımız dinledikleri bu mecburi konserlerden hoşnut kalırlardı ki, sonraki günlerde tebrik aldığım olurdu. Elbette bu durum ilkokul çağındaki küçük bir çocuk için eşsiz bir mutluluk ve gurur vesilesiydi. Ne var ki kaval çaldığım için tebrik almam, pek o kadar da kolay olmamıştı.
Kaval sesiyle ilk tanışmam, Güllü’deki koyun ve keçi sürümüz sayesindedir. Sürümüzü güden çobanlarımız, hayvanları ağıldan alıp kıra götürürlerdi. Köyden hayli uzaklaşmış olsalar bile onların sürüyü otlatırken üflediği kavalın sesi, hemen her yerden duyulurdu. Kaval, sesi çok yüksek, güçlü bir çalgıdır. Ama uzaktan duyulabilmesinin bir nedeni de o devirde köylerin hayli sessiz oluşuydu. Dokuma tezgâhlarının ritmik sesleri ve bu tezgâhların başında çalışırken okunan türküler, daha ziyade Buldan’a özgüydü; civar köylerde pek duyulmazdı. İşte böyle sakin bir ortamda kaval sesi, işitilebilecek en güzel seslerin başında gelirdi. Düğünler ve bayramlar istisna olmak üzere, belki de gündüz vaktinde köylerde duyabileceğiniz yegâne müzik sesiydi bu.
KARTAL KANATLARINDAN GELEN SES
Ben de kaval sesi duyduğumda adeta bir anda hipnotize olur; o sesin kaynağını buluncaya kadar ısrarla takip ederdim. Sanırım kaval peşinden kırlara doğru ilk koştuğumda, beş veya altı yaşlarındaydım. Benim gibi küçücük bir çocuğun bu kadar meraklı oluşu, çobanları memnun etmişti. Bu ilgimin karşılığını, kamıştan yapıp bana verdikleri ilk kavalımla aldım. Dünyalar benim olmuştu! Hiç elimden düşürmediğim kavalımla, gün boyu milletin kafasını şişirmeye başladım. Elbette insan kavalla tanışır tanışmaz düzgün çalmaya başlayamaz. Hele de kendi kendine öğreniyorsa, müzik değil gürültü yapması kaçınılmazdır. Ben de bu nedenle laf işitmeyeyim diye evden uzak yerlere gider, kavalımı orada çalardım. Allah’tan öğrenme sürem çok uzun sürmedi. Kısa bir zaman sonra bazı türküleri çıkarmaya başlamıştım bile. Bu hızlı ilerleme sayesinde çobanlar bana yeni bir kaval yaptılar. Ama bu defa kamıştan değil, ondan çok daha sağlam olan kartal kemiğinden. Kartal kemiğinden nasıl kaval yapıldığı insanın aklına takılabilir. Bunlar kanatları taşıyan ana kemikten yapıldığı için bir kartaldan ancak iki kaval çıkarmış. Malum, günümüzde kaybolma noktasına gelen kartallar, eskiden sürülerdeki küçük kuzuları kapıp götürürlerdi. Bu nedenle ava gelen kartallar bazen kendileri avlanıp çobanlara yakalanırlardı. Yine de bu çok sık gerçekleşen bir olay değildi. Bu şekilde yakalanıp ölen kartalların kemikleri taze iken delikleri açılır, üzerine çakıyla işlemler yapılır ve içerisine tuz doldurulup bir müddet toprağa gömülürmüş.
GÖZYAŞLARIYLA GELEN KAVAL
Benim kavalım da işte bunlardan biriydi. Sesi kamış kavala göre çok daha güçlü ve berraktı. Onu çalmaya doyamazdım. Gelin görün ki bu esaslı kavalımla birlikteliğim çok sürmedi! Bir gün evimizin sofasındaki salıncakta sallanıp bir yandan da kaval çalıyordum. Şenol ağabeyim salıncaktan inmemi istese de “inmem” diyerek oturmaya devam ettim. “İn-inmem” atışması büyüyüp itişip kakışmalı bir kavgaya dönünce kavalım orada kırılıverdi. Buna günlerce ağladım. Çok üzüldüğümü gören çobanlarımız bana ikinci kemik kaval hediye ettiler. Hepsine Allah rahmet eylesin… İlkinin üzüntüsünden aldığım dersle, bu ikinci kemik kavalıma daima gözüm gibi baktım. Öyle ki aradan geçen 75 yıla rağmen, bugün bile koleksiyonumun en değerli kavalı olarak saklıyorum.
Buldan’da ağaçların tepesinde kaval çalan o çocuk, büyüdüğünde de bu çalgıya olan ilgisini hiç yitirmedi. Hatta İstanbul’daki Güzel Sanatlar Fakültesi’nde (bugünkü Marmara Üniversitesi) öğrenciyken okul harçlığını konserlerde ve plak kayıtlarında çaldığı kaval sayesinde kazandı! Kısmet olursa bir başka yazıda size bu yıllarımı da anlatmak isterim.
 

Bu yazı 604 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum