İbrahim ACIKARA

İbrahim ACIKARA

DE GİDİ DE

TOKETCİ

13 Eylül 2021 - 15:26
Reklam
Reklam
Reklam

Sıcaklar bastırmış, Moramıdın kahvesinde tavanda dönen vantilatör ağır ağır dönerek serinletmeye çalışıyordu ortalığı. Hava sıcaktı ama kahvedekilerin neşesi pek yoktu, muhabbet zayıftı o gün.
Aleflerin Hasan, dalgın dalgın bakarak yanındaki Abdalların Kemal’e söylendi.

  • Üle akıdeş, hiç bişeyin neşesi yok. Her bişeycikler eskide galdı. Bizim yaşdakinlee accık bişeylee göödü yaşadı emme hinciki gızanla Maşallah Memet gibe gelip geçig gitteele.
Abdalların Kemal, dinledi ve cevap verdi Aleflerin Hasan’a.
  • Esgileeden ne galdı demiş eveli biri, devenin yörüyüşü demiş, onunkinden devir değişdi galan akıdeş.
Yan masada oturan Çürüklerin Ali, yalnız başına oturduğu masadan kalktı geldi yanlarına. Muhabbeti duymuştu. Hemen girdi sohbete.
  • Eskilerin dolandırıcılığı bile bek akıllıydı. Hinci bi telefon ediyoola. Bizim gibi yaşlılara gandırcez, dolandırcez deye gonuşuyoola. Haa, inanan da bek çok, her gün televizyonla bangır bangır bağırıyola emme millet gine parayı gapdırıyo. Durun bakam ben size bizim dayının muhabbetini annadıveren de dinlen bakam, dedi girdi muhabbete.
Çaylar söylendi, başladı Çürüklerin Ali anlatmaya.
  • Benim garının dayısı toketciydi. Emme ne vurguncu. Dadlı dilinlen, gözünün içine baka baka adamı dolandırıydı. Emme zengini dolandırıydı haa. Benim garibanlan işim olmaz, zengini toketlerim ben derdi. Hep. Bigün benim evde oturuyoz “Dayı bene annadıve bakam, bu işlerlin nası hakgından geliyon” deye soodum. Bene ne dedi biliyomun.
“Oğlum bu milletin tamahkârlığı vaa ya, işde ondan benim işlerim golay oluyo. Bi gün kelli felli keyindim. İzmir’de Kemeraltı’na gittim. Böyük bir manifaturacıya vaadım.
-Ben Denizli’de tüccarım, bene veresiye basma, kesme verin, ödeyip yatam- dedim.
-Olmaz biz sene tanımıyoz. Veresiye veremeyiz- dedile. Eh, dedim çıkdım dışarı, epey dolaşdım.
İleedeki sokağın başında on gada hambal basma toplarını umuzlamışlaa, ambara doğru giddeleedi. Hambal başının yanına vaadım, cebine bi on kâğıt kısdırdım.
-Akıdeş, ben önden yörüyem, siz aakamdan gelin, bi dükkenin önünden geçcez, orda accık ağırlaşıverin, siz ondan sonra nereye gidceseniz gidin-, dedim.
 -Eh ağam sen emret yetee, dedi hambalbaşı. Ben önden yörüdüm, bunla aakamdan geldile. Sabaalan bene veresiye veemeyen dükkenin önüne vaadım. İçeedekinlerin duyceği gibe baağırdım. -Haden hamballa acele edin, hinci ambar arabası kakcek. Hızlı gidelim gari-, deye bağırdım. Dükkenci sesimi duydu. Ona da bi selam veedim. -Bak, dedim, nasip olmadı senlen alışveriş, ben de öbür yandan aldım basmaları- dedim emme herifin yüzü gözü allak bullak oldu.
Neyse dükkeni geçdik. Hamballaa yoluna gittilee. Aradan bi hafta sonra ben tekrar o dükkene gine vaadım. Dükkenci beni kapıda gaaşıladı.
-Bak akıdeş, bene geçen hafta veresiye veemedin, param sene nasip olmadı. Bu hafta beni yooma, sağa sola uğraştırıp durma. Her şeyi senden alam -dediydim, adamcık hemen ne dese ya. -Ağam emret, isdeesen dükkeni al git, ben senin büyük tüccar olduğunu ne bilem. Kusura bakma, hemen gızanlaa ağama gave söylen, ne isdeyosa verin, dedi. Ben de bunu beklebduruydum zaten. O gün gözümün dudduğu ne vaasa aldım geçdim. Senin annıceğin haamanı böyük kaldırdım. Gonşunun ticaretini kıskanan deye adam benden tokedi yedi”
 

Bu yazı 801 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum