CENGİZ YILDIRIM İLE SÖYLEŞİ
Osman BULDAN

Osman BULDAN

ANKARA MEKTUBU

CENGİZ YILDIRIM İLE SÖYLEŞİ

16 Kasım 2021 - 09:31
Reklam

 -Osman BULDAN;Sevgili Okurlar bu söyleşimin konuğu  Ata Sporlarından Okçuluğun Önemli Bir İsmi Ankara’daki ilk özel okçuluk merkezinin mimarı, Cengiz YILDIRIM.Hoş geldiniz Sayın YILDIRIM.Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
-Cengiz YILDIRIM;Hoşbuldum. Kahramanmaraş Elbistan doğumluyum. Türk Silahlı Kuvvetlerinin çeşitli kademelerinde muhabere teknisyen astsubayı olarak görev yaptım. Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalıştığım süre içerisinde operasyon faaliyetlerinde ve diğer kıtalarda gösterdiğim başarılardan dolayı iki kez üstün hizmet ödülü ve birçok kez de takdir belgeleriyle ödüllendirildim. Havalı ve ateşli silahlar branşlarında yarışmacı olarak birçok defa hem bireysel hem de takım dereceleri aldım. Aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetlerinde atış eğitmeni olarak subay, astsubay, erbaş ve erler yetiştirdim. 2011 yılında Genelkurmay Muhabere ve Bilgi Sistemleri Birliğinden emekli oldum.

-Osman BULDAN;
Bilindiği üzere,  okçuluk, kökeni insanoğlunun avcılık günlerine dayanan, oku bir yay aracılığıyla hedefe göndermeyi amaçlayan spor dalı. Okçuluk ilk kez 1904 Yaz Olimpiyatları'nda olimpik programa alınmış, 1972'den beri aralıksız olarak programlarda yer almaktadır. Sizin Okçuluk sporuna ilginiz nasıl başladı?
-Cengiz YILDIRIM; 2008 yılında oğlumuzun okçuluk sporuna başlamasıyla birlikte okçuluk sporuna gönül verdim. İlham kaynağı da Okçulukta Paralimpik Şampiyon olan Gizem GİRİŞMEN olmuştur. Hikayesi etkilemiştir. 11 yaşında geçirdiği bir trafik kazası bu sporcumuzun hayatını değiştirmiştir ve engelli olmuştur. Apartman otoparkında antrenman yaparak, paralimpik altın madalyaya uzanması, mucizevi bir başarı olmuştur. Tesis kazandırma fikrimde buradan çıkmıştır. 2010 yılında okçuluk 1. Kademe antrenör belgesi aldıktan sonra, Cebeci Okçuluk Eğitim merkezinde fahri antrenörlük yaptım.  Okçuluk sporunun yaygınlaşması için 2011 yılında Yıldırım Okçuluk İhtisas Spor Kulübümü kurarak, Ankara Yenimahalle Batıkent'te kendi öz sermayemizle Ankara'nın ilk özel okçuluk salonunu açtık. 2012 yılında 2 kademe, 2017’de 3 kademe okçuluk antrenörlüğü belgesi aldım. Gazi Üniversitesi Vakfı Kolejine, Ankara Sınav Kolejine okçuluk kulüpleri kurdum. 2014 yılında Okçuluk Kulüpleri Ve Antrenörleri Derneği'ni kurarak okçuluğa dinamiklik getirmeye ve yeni bir vizyon kazandırmaya çalıştık. Halen Derneğin başkanlığını yürütmekteyim.

-Osman BULDAN; Ne tür faaliyetlere imza attınız bu süreçte?
-Cengiz YILDIRIM; 2014 yılında Ankara Yaşamkent’te 650 metre karelik kapalı alana sahip olan okçuluk salonunu ve Açık alan okçuluk sahamızı açarak okçuluk camiasına modern tesisleri kazandırdık.2014 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesine ait atıl durumda bulunan bir sahayı kiralama yöntemiyle alarak 45x80 metre ebatlarında Türkiye'nin üçüncü en büyük okçuluk sahası haline getirdik ve okçuluk camiasının hizmetine sunduk. Okçuluk sporuna başladığım 2010 yılından bu zamana kadar okçuluk camiasına yüzlerce sporcu kazandırdım. Ata sporumuz okçuluğun hak ettiği ilgiyi görmesi için çeşitli etkinlikler düzenledik. Bunlar;Basın Mensupları Okçuluk Turnuvası(2013 ‘ten bu yana her yıl düzenliyoruz),İş Adamları Okçuluk Turnuvası, Dernekler Yarışıyor Okçuluk Turnuvası,Okullar Arası Salon Okçuluk Turnuvası (2013’ten bu yana her yıl düzenliyoruz),Aileler Yarışıyor ( Her yıl Geleneksel olarak düzenleniyor),Büyükşehir Belediyesi çalışanları için Okçuluk Turnuvası,TBBM Meşe Palamutu Sosyal Sorumluluk Projesi ( 2014’ten  bu yana),Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) projeleridir.
Ayrıca kulübümüz sporcuları Ulusal ve uluslararası yarışmalarda birçok dereceler elde etmiştir. Kulübümüzün 5 sporcusu Milli Takıma girme başarısı göstermiştir. Bireyselde ve takımda dünya ve Avrupa Şampiyonlukları kazanmışlardır. Bir avrupa şampiyonu, bir avrupa üçüncüsü  ve altı milli sporcu yetiştirdim.

-Osman BULDAN; Biz Türklerde okçuluğun ve özellikle atlı okçuluğun önemi tarih öncesi zamanlara kadar uzanır. Yaklaşık MÖ 5000'den itibaren Altay ve Tanrı Dağları ve çevresinde ortaya çıkan, daha sonra da İç Asya’ya tamamen egemen olan "Atlı Bozkır Kültüründe" atlara ve okçuluğa büyük önem verilmektedir. Okçulukta sportif ayrım nedir? Olimpik okçuluğun yanında geleneksel okçuluk var. Bunlardan da bahseder misiniz?
-Cengiz YILDIRIM;Geleneksel Türk okçuluğu, yaya ve atlı olarak ikiye ayrılır. Yaya okçuluğunda menzil atışları, puta atışları, darp atışları ve gösteri atışları gibi türleri bulunmaktadır. Atlıda ise, Kıgaç, Kabak, Tabla atışları gibi türleri bulunmaktadır. Atlı okçuluk at bakım bilgisinin yanı sıra güç, yoğunlaşma, ok atma ve binicilik becerisi gerektirmektedir. Geleneksel Türk okçuları, Okçu, Kemankeş, Tîrendâz ve Kavsî isimleriyle anılmaktadır. Unsuru öğreten ustalara “üstat”, öğrenmekte olan okçulara ise Tâlip veya Kepazakeş adı verilmektedir. Birleşik Türk Yayı yapan zanaatkârlara Kemanger, ok yapan ustalara da Tîrger denilmektedir. Zihgîr, bilek siperi, tîrkeş, kubur, sadak, çile ve kandil gibi unsura özgü diğer okçuluk ekipmanlarını yapan zanaatkârlar (zihgîr ustası, çile ustası, tîrkeş ustası gibi) yaptıkları ekipmanın ustası olarak anılırlar. Atlı okçuluğa özgü koşum takımlarını yapan ustalara ise, Saraç denilmektedir. Geleneksel okçuluğun yeni kuşaklara taşınması açısından bu spor dalı da oldukça önemlidir. Son yıllarda tarihin tozlu raflarından tekrar çıkardığımız ve bizim genlerimizde olan geleneksel okçulukta zamanında dünyaya nam salmıştık. 150 bin okçu ile 500 bin haçlı ordusunun yok edildiğini yazar kitaplar. O dönemde bize en yakın mesafede ok atan ingilizler 350 metreye ok atarken, bizim bu günlerde tüm çocuklarımızı hayran olduğu toz koparan iskenderimiz 843 metreye ok atmıştır. Geleneksel okçuluk, gönül gözüyle yapılır ve çok çalışıp kaslara hafıza kazandırmak gerekir.  Yardımcı materyalleri yoktur. Nişangah, ok yatağı, denge çubukları gibi modern okçulukta başarılı bir atış için bunların hepsinin  olması gerekir.Ancak bu dal, olimpik değildir.Olimpik okçuluk makaralı ve klasik yay diye ikiye ayrılır.Makaralı yayda çok fazla yardımcı nokta olduğu için  mercek,peepsight tetik ve yükü taşımaya destek olan makaralar olduğu için olimpiyatlarda  yarışamamaktadır. Paralimpikler hariç.Olimpik Yaylarda yardımcı malzemeler basit bir nişangah,  dengeleyici ve  titreşim alıcılar ve kanatlardan oluşur.Mercek elektronik destek vb bulunamaz.Olimpiyatlarda 70 metre mesafe den atılır. Makaralı Yaylarda 50 metre mesafeden atılır.

-Osman BULDAN;
Diyelim çocuğumuz bu spora başlamak istedi. Neler yapmalıyız? Kaç yaşında bu spora başlanmalı? Masraflı mıdır?
-Cengiz YILDIRIM; 7 yaşından 90 yaşına hedef kitlemizdir.7 veya 8 yaş ideal başlama yaşı ara dönemde de başlayıp çalışma ile başarılı olabilirler. Okçuluk masraflı bir spor gibi görünse de  aldığınız malzemeyi uzunca bir süre kullandığınız için masraf düşüyor. Ayrıca yerli üretimle maliyetler iyice düştü. Lazım olan malzemeler, Ok,Sadak,Parmaklık,Kol koruyucu ve Yay.Ortalama 4-5 bin civarıdır.

-Osman BULDAN;
Peki kuşkusuz okçulukta anılarınız olmuştur. Birini okuyucularla paylaşır mısınız?
-Cengiz YILDIRIM; Okçulukla ilgili çok anımız var. Kulübü kurup ilk yarışmaya gittiğimizde minikler yaş kategorileri Gelibolu’da tüm kategorilerde katılan kulüpler arasında en çok  kupa ve madalya kazandık. Madalya kupa töreninden sonra 30 yıldır bu sporla uğraşan ve kulübü olan  bir antrenör  yanımıza gelerek,-Evladım bu kupa  madalyaları taşımak için kamyon tutsaydın, dedi.Bu bizim doğru çalıştığımızın bir göstergesi oldu, bunu hiç unutmam. Antalya’da yapılan okullar arası bir yarışmada bireysel elemelerde Türkiye şampiyonu olan bir sporcumu rakibi zayıf yener düşüncesi ile yalnız bıraktım ve ben başka sporcumun arkasına gittim. İkinci serinin sonunda diğer sporcularım koşarak yanıma geldi. Hocam, Tarık 4-0 yeniliyor, dediler. Şaşırdım, maçlar 6’da biter, hemen koştum onun yanına ve maçı 6-4 kazanmasını sağladım. Verdiğim taktikle diğer sporcunun antrenörü, hocam sen nerden geldin, ne güzel biz kazanacaktık diye serzenişte bulundu. Bu bizim sporculara büyük bir ders oldu ve skor kaçta olursa olsun, son ok atılmadan maçın bitmediğini o gün herkes gördü.

-Osman BULDAN; Gelelim madalya kazandıran olimpik ve paralimpik milli sporcularımıza.Birazda onlardan bahsedelim.
-Cengiz YILDIRIM;  Okçulukta Güney Kore başarılarıyla önde görünmekteyse de, bu yıl yapılan Tokyo Olimpiyatlarında Mete GAZOZ altın madalya kazandırarak gögsümüzü kabartmıştır. Keza Paralimpik Oyunlarında yine altın madalya Gizem GİRİŞMEN ile ülkemize gelmiştir. Ben gençlerimizin daha çok madalyaları ülkemize kazandıracağına inanıyorum Yeter ki destek olalım onlara.

-Osman BULDAN; Evet geldik bir söyleşinin daha sonuna. Okçuluk güzel bir spor dalı. Buldan’da bu spor dalı için etkinlik düzenlenmesi halinde, bir Buldan yapar mıyız diyelim hocamıza. Bir başka söyleşide buluşmak üzere, sağlıkla kalın.
-Cengiz YILDIRIM; Pek tabi ki Buldan’da bu güzel spor dalının yapılması için üzerimize düşen bir görev olursa, sizi kırmayız. Buldan’lı çocuklar, gençler, delikanlılar her kim olursa, bir okçuluk festivalinde buluşmayı bende çok isterim. Buldan’a Ankara Yıldırım Okçuluk Kulübünden selamlarımı gönderiyorum. Görüşmek dileğiyle.
 

Bu yazı 391 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Cem
    2 hafta önce
    Okçulukta bu kadar detay okumamıştım.Yararlı bir söyleşi
  • kerim kocabıyık
    2 hafta önce
    Osman abi eline sağlık ... takipteyiz... Selamlar
  • Recai GÜLER
    2 hafta önce
    Çok güzel bir Röportaj olmuş, sonuna kadarda okudum. Hocama da Türk okçuluk Ata sporumuza hizmet verdiği için başarılar diliyorum, Av. Osman BULDAN kardeşimede bu güzel Röportajından dolayı tebrik ediyorum. Her ikinizede başarılar diliyorum, yolunuz açık olsun inşallah. Slm ve Dua ile...