BU ÇIĞLIĞI DUYAN OLUR MU?
Hülya Damgacı ŞAHİN

Hülya Damgacı ŞAHİN

BU ÇIĞLIĞI DUYAN OLUR MU?

17 Eylül 2020 - 17:50

  
Denizli Valimiz Sayın Ali Fuat Atik’e,Buldan Kaymakamımız Sayın Murat Sarı’ya, Buldan Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Şevik’e açık mektup,

 
Öncelikle, değerli hizmetlerinizden dolayı herbirinize teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.
 
İlçemiz Buldan, gerçekten değerleriyle ve içinde barındırdığı insanlarıyla, evleri ve yaşanmışlıkları, bu yaşanmışlıklara ait örf ve adetlerini devam ettirmesi ile çok kıymetlidir. Buna rağmen, bazı tarihi evler malesef çürümeye terk edilmiş durumdadır. Bunlardan birisi de “BERBER NİHATLAR KONAĞI” adıyla müze-konağa dönüştürülme sözüyle ve ilçemize emek veren Sayın Sait Yalçın Bey’in önerisiyle, sahiplerinin kaymakamlığa bağışladığı fakat 7 yıldır tek çivinin bile çakılmaması sonucu artık, çatısının çökmeye başladığı, kiremitlerinin düştüğü bir hayalet binaya dönüşen talihsiz yapıdır.
 
Takdir edersiniz ki, bir binanın çatısı çökerse, yokoluşu iki-üç kat hızlanır. Yedi yıldır, her yaz İstanbul’dan memleketime gittiğimde bu binayla ilgili girişimlerde bulunup kaymakamlığın ve de belediyemin çalışmalarını hızlandırmak  istiyorum , fakat her seferinde parasızlık yüzünden yapılamadığı söyleniyor bana, ama tarihi eser bunu anlamaz ve günden güne malesef çürüyor, üstelik de 92 yaşındaki çok değerli( Allah uzun ömürler versin) sahibi de üzülerek ve pişmanlıkla, ne yazık ki, bu sonu izlemek zorunda bırakılıyor.
 
Sahipleri bir umut geçen yıl, kaymakamlıktan belediyeye devrini istediler, belki belediye, büyük şehrin katkısıyla yapar diye, ki kimi evler büyükşehir bütçesiyle de yapıldı, ama belediye de kendilerinde para olmadığını ifade ettiler, artık evin yaşlı sahibi de, ne yazık ki “Keşke evimizi geri alsak ama, ben de yaşlandım, nasıl ilgilenirim” şeklinde üzülerek evin yokoluşunu izlemektedir.
 
Evin restore edilmesi sonucu hikayesi bile sahibi teyzenin ağzından, video ve yazılı olarak, tarafımdan düzenlenmiş şekliyle hazırdır.
 
Gerek birçok yetim ve öksüz Ermeni çocuğa yuva olması açısından, gerek birçok uluslararası aileye yaşam alanı olması( zamanında yabancı ailelere, bir tanesi İtalyan olmak üzere üst katı kiraya verilmiş) açısından ve de farklı mimarisi açısından son derece orjinal ve anılarla dolu bir evdir.
 
Son yaz gittiğimde ise; cumbasının çürümeye başladığına, çatısından kiremit ve tahtaların düşmeye başladığına ve mahallede yaşayanlar için tehlike oluşturduğuna şahit oldum.
 
Hemen karşısında bulunan cumbalı ev de benim anneme ve rahmetli babama aittir, ben de yıllardır İstanbul’da yaşayan biri olarak ilçemin değerlerine sahip çıkmak istiyorum. Bu binanın gözümün önünde yokoluşu da beni son derece üzüyor malesef

Bu yazı 3122 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum