AFGANİSTAN UZMANI HAKAN DEMİRBÜKEN İLE SÖYLEŞİ


-Osman BULDAN; Değerli okurlar, bu söyleşimin konuğu  Birleşmiş Milletler Afganistan Eski Uzmanı Hakan DEMİRBÜKEN. Hoşgeldiniz. Kendinizi kısaca okurlarımıza tanıtır mısınız?
-Hakan DEMİRBÜKEN; Hoş buldum.  ODTÜ İstatistik Bölümü ve Hacettepe Üniversitesi  Çevre Bilimlerinde öğrenim gördüm. Devlet İstatistik Enstitüsünde (şimdiki adı TUİK) 8 yıl çalıştıktan sonra, önce özel sektöre geçtim, daha sonrada 2001 yılında Birleşmiş Milletler Suç ve Uyuşturucu Kurumunda çalışmaya başladım. Bu kurumda 15 yıl görev yaptım. Uzun yıllar Afganistan, Pakistan ve Orta Asyada Uyuşturucu ve Suç uzmanı olarak görev yaptım. Birleşmiş Milletlerin uyuşturucu ve terör raporlarını yazdım. Afganistan uyuşturucu üzerinde uzmanlığım vardır. 2015 yılından bu yana kendi işimi yapıyorum. Halen Afganistan üzerine araştırmalar ve projeler yapmaktayım.

-Osman BULDAN;  Afganistan’da neler oluyor ? Çok uluslu güçler neden çekildi ?
-Hakan DEMİRBÜKEN; Aslında NATO Afganistan’dan ayrılacağını,2011 yılında anons etti. Kademeli olarak ayrılacağız ve tamamen ülke yönetimini ve savunmasını Afganlara bırakacağız, dedi. Bu gayet normaldir. NATO’ ya da uluslararası güçler sonsuza kadar kalmazlar bir ülkede. Ama açıklamanın zamanı çok erkendi. Bu açıklama yapıldığında ortada net bir plan ve geçiş süreci yoktu. Ayrıca, Afganistan’ın finansal olarak kendine yetme imkanı da yoktu. Çünkü, ülkenin gelir kaynakları oldukça kısıtlıydı. Unutmamak lazım ki, Afganistan’da yıllık milli gelir 2001 yılında (NATO göreve başladığında) yaklaşık 190 dolardı. Dünyanın en fakir ülkesi olarak gösteriliyordu. Bunun yanı sıra, ülkede eğitim, sağlık, altyapı gibi hizmetler yok denecek kadar azdı. Uluslararası toplum 2002 yılı ile beraber Afganistan’ı yeniden kurmaya başladı. Aslında 2005 yılına kadar her şey güzeldi. Ülkede yeniden hayat başlamış, kadınlar sokaklarda geziyor ve iş hayatına gidiyor, eğitimlerini devam ettiriyordu. 2005 yılına geldiğimizde kişi başına gelir 500 dolara kadar çıkmıştı. Fakat atlanılan iki konu vardı : 1- Taliban sınır komşusu Pakistan’da yaşamaya devam ediyor ve yeniden saldırmaya hazırlanıyordu. 2- Uyuşturucu üretimi hem ülke insanın hem de ülkedeki yönetimi her geçen gün zehirliyordu. NATO yıllarca uyuşturucu üretimi ile terörizm arasında bir bağ olmadığını iddia etti. Maalesef  BM’de bunu kabul etmedi. 2009 yılına geldiğimizde uyuşturucu ve terörizm arasında bir ilişki olduğunu NATO kabul etti, fakat artık çok geçti. Taliban çok büyümüştü. Elinde maddi imkanları çoktu. Afgan devletinde yolsuzluk her gün daha çok artıyordu. Yapılan uluslararası yardımlar fakirlere ulaşmıyor, fakat zengin elitler arasında paylaşılıyordu. Birlemiş Milletlerin ya da diğer uluslararası kurumların yaptığı projelerin faydaları geniş halk kitlelerine ve özellikle köylülere ulaşmadı.

-Osman BULDAN; Bir ülkede hiç denetim olmaz mı? Bu kadar mı başı boş bırakılır?
-Hakan DEMİRBÜKEN;2011 yılına geldiğimizde NATO ayrılma kararını açıklaması ile beraber, ülke genelinde bir olumsuzluk başladı. Afganlar yeniden kötü günlerin geleceğini düşünerek, ülkeden ayrılabilenler ayrılmaya başladı. Aynı zamanda yolsuzluk daha da arttı. Bu arada da Taliban ülkenin bazı yerlerini ele geçirmeye başladı. Fakat Afgan ordusu, NATO desteği ile beraber karşılık verebiliyordu. Taliban’ın belli yerlerin dışına çıkmasına izin vermediler. 2019 yılına geldiğimizde ise Trump yönetimi politika değişikliği yaparak Afganistan’dan tamamen ayrılacaklarını ve sürecin kısa sürede tamamlanacağını açıkladı. Bununla beraber, ABD, Taliban ile görüşmelere başladı. Burdaki amaç ülkeyi terk ederken, Taliban ve Afgan devleti arasındaki savaşı bitirmek ve kalıcı bir barış sağlamaktı. Burda ABD yönetiminin atladığı bir konu vardı: Taliban radikal bir örgüt ve nihai amacı ülkeyi Şeriat hükümleri ile yönetmek. Bu durumda, Afganistan’daki bir çok uygulama rafa kalkacak demekti. Taliban görüşmeler boyunca şeriat kurallarında esneme yapabileceklerini ve kadınların hayatlarına dokunmayacakları sözlerini verdiler. Görüşmeler boyunca Taliban, ABD ve tüm yabancı güçlerin ülkeden ayrılmasını şart koştu. Bu doğrultuda, ABD yönetimi ülkeden ayrılmayı daha da öne çekti ve 11 Eylül 2021 yılına kadar çekilme tamamlanacaktır, dedi. Bu doğrultuda ABD tüm askeri birliklerini çekti ve yerlerine de Afgan askeri birlikleri geçti.

-Osman BULDAN; Doha’da görüşmeler başladı, o görüşmelerde neler konuşulmuş olabilir?
-Hakan DEMİRBÜKEN;Evet, bu sırada Katar‘da Taliban ve Afgan devleti adına görüşmeler devam ediyordu. Taliban ve Afgan devleti yönetimin eşit olarak paylaşma şartlarını konuştu, uzunca bir süre. Tam bir mutabakat asla sağlanmasa da epey ilerleme oldu. Bu arada Afgan devleti kendi içinde de güç kavgası vardı. Ülkenin uzun yıllardır başını ağrıtan, Paltun ve Paştun olmayanlar arasındaki çekişme, Taliban ile olan pazarlıklarda da kendini gösterdi. Taliban bir Paştun örgüt ve onlarda paştun olmayanların yönetimde olmasını istemedi aslında. Bu doğrultuda, Devlet Başkanı Eşref Ghani ve onun ekibi, Paştun olmayanları denklemden çıkarmak için Taliban ile anlaştı. Taliban, Ağustos 2021 başlarında ülkenin kuzeyindeki Paştun olmayan halkın yaşadığı yerleri teker teker ele geçirmeye başladı. Bu sırada, bu eyaletlerdeki lokal güçler (savaş ağaları ) karşı koymaya çalıştı. Afgan ordusu asla yardım etmedi. Doğal olarak Taliban ülkenin kuzeyindeki eyaletleri teker teker ve kolayca aldı. Aslında Taliban’ın ilerlemesi Kabil’e yaklaşmayacaktı. Anlaşma böyleydi. Fakat Taliban karşısında hiç bir direnme görmeyince Kabil’e kadar geldi. Bu sırada eyaletlerin teker teker Taliban’a geçtiğini gören Afgan ordusu birliklerinde moral tamamen bitti. Bir kısmı gönüllü olarak bir kısmı da para karşılığında Taliban tarafına geçti.
Taliban, Kabil kapısına geldiğinde Eşref Ghani halen bir hamle yapmadı. Orduya saldırı ve savunma emri vermedi. Ordu Komutanı General Bismillah Mohammadi’de orduyu harekete geçirmedi. Böylece 300,000 kişilik Afgan ordusu, toplamda 20 bin kişilik Taliban’a direnmeden ülkeyi ve bayrağını teslim etti. Taliban, Kabil’e girdiğinde ülkedeki tüm etnik grupları göz önüne olarak bir geçiş hükümeti kurmak için bir heyet oluşturacağını  söylemişti. Bu heyette  eski devlet başkanı Hamid Karzai’nin de olacağını açıklamıştı. Fakat daha sonra bu fikrinden vazgeçti ve ülkeyi kendisinin yöneteceğini açıkladı. Afganistan bayrağını indirip, tüm ülkede Taliban bayrağını astı. Yani artık ülkenin adı da Afganistan İslam Emirliği olması yolunda bir adım daha atılmış oldu. Fakat bu emirlikler nasıl olacak ve bölgesel sınırları ne olacak bu konuda henüz bir açıklama yapmadı. Aslında bunu kendileri de şu anda bilmiyorlar.

-Osman BULDAN; Bundan sonra ne olur ? Taliban, dünyaya  entegre olabilir mi?
-Hakan DEMİRBÜKEN; Bundan sonra ne olacak?. Taliban, dünyaya şirin gözükmek için Şeriat kanunlarında bazı esnemeler yapabilir. Ama asla ve asla Şeriat hükümlerini uygulamaktan ve bir şeriat devleti olmaktan geri adım atmaz. Çünkü Taliban’ın var oluş nedeni, Şeriat  tabanlı bir yönetim sistemidir. Bir süre, tanınana kadar ve finansla ilgili olarak bir kazanç sağlayana kadar, Batı ve uluslararası toplum ile “ ben eski Taliban değilim “ tiyatrosunu oynayacaktır. Başta Çin olmak üzere bazı ülkeler, Afganistan’daki zengin mineral yataklarından faydalanmak ve Afgan halkına kendi mallarını satmak için, Taliban’ı hem tanıyacak, hem de onlar ile çalışmaya başlayacaktır. Pakistan’da Taliban ile ilişkilerini artırıp aslında ülke yönetimde rol alacaktır. Böylece Pakistan, Hindistan’ın Afganistan içinde etkinliğini bitirmeyi amaçlayacaktır. ABD ise, Taliban ile işbirliğini hiç kesmeden devam ettirecektir. ABD’nin beklentisi ise, Orta Asyada bulunan dini grupların bölgede bir hareket başlatması olacaktır. Fakat Orta Asya devletleri ve Rusya da buna karşılık olarak, sınır güvenliğini arttıracaktır. Rusya, Taliban ile görüşmelerine devam etmesine rağmen, bir süre sonra Afganistan’da etkinliği tamamen bitecektir. Sonuçta Taliban ve Rusya bundan yaklaşık 30 yıl önce kanlı bir savaş yaşadılar. İki tarafında birbirine güvenmesi imkansızdır. Afgan halkı daha ağır bir ekonomik sıkıntı yaşamaya devam edecek. Bunu üstüne Taliban ülkede uyuşturucu üretimini yasaklayacaktır.
Fakat Taliban’ın dünyaya entegre olması mümkün değildir. Çünkü temeli Şeriat modeline dayalı bir silahlı örgüttür. Şu anda bile dünyadan tepkiler çoğalmaya başladı. Aynı zamanda Taliban, Kandahar ve Celalabad şehirlerinde insanları yargılamadan infaz etmeye başladı. Kadınların okula gitmesi ya da çalışmaları yasak. Burka giymeleri zorunlu hale getirildi. Şimdide sosyal problemler başlamak üzere. Ayrıca, son olarak, Panjshir eyaletinde Taliban’a karşı silahlı gruplar bir araya gelmeye başladı. Buna ek olarak, Afgan ordusunda görev yapmakta olup, durumdan mutlu olmayanlarda Panjshir eyaletine doğru yola cıktı. Yakında iki grup arasında çatışmalar olabilir. Eğer çatışma yaşanır da, Taliban karşıtı grup (çoğunlukla Paştun olmayanlar) silahlı çatışmada direnme gösterebilirlerse bunun diğer bölgelere de yansıması olur. O zamanda ülke içinde ciddi bir iç savaş başlar. Yani Afganistan’da  şu anda istikrar, pamuk ipliğine bağlıdır.

-Osman BULDAN; Anlaşılan bu hamur daha çok su yer. İhtilal, kendi çocukları yer sözü vardır. Taliban’ın lideri kim bilen yok. Afganistan’da sürecin doğru yönetilemediği ve Afganistan’ın modernleşmesi ve kendi kendine yeter olması için bir adım atılmadığı anlaşılıyor. Yöneticilerin zaafiyetleri ve liyakatsiz oluşunun somut bir örneği yaşanıyor aslında. Türkiye Cumhuriyetini ilk tanıyan Müslüman ülke, 1. Mart 1921 tarihli Dostluk Anlaşması ile Afganistan olmuştur. Ülkesinin bağımsızlığının kazanılmasında rol oynayan  Afgan Kralı Emanullah Han ile Atatürk’ün dostluğu da bilinmektedir.
-Hakan DEMİRBÜKEN; Ben Afganistan’da çalışırken halkın yakın ilgisi ve sevgisini gördüm. Herhangi bir problem yaşamadım. Halen bir çok arkadaşım Afganistan’dadır.

-Osman BULDAN; Güzel söyleşi nedeniyle teşekkür ediyorum. Dost ve kardeş Afgan Halkına huzur diliyorum. Bir başka söyleşi de tekrar buluşmak üzere,sağlıkla kalın.
-Hakan DEMİRBÜKEN;Ben de teşekkür ediyorum. Umarım Buldan’da Yaşam Gazetesi okurlarına bir fikir verebilmişimdir. Görüşmek üzere,Ankara’dan kucak dolusu selamlar.