BULDANLI ÇOCUKLAR




Sevgili Buldanlılar; bu yazımızın konusunu “Buldan çocuklarına ayırmak istedim. Bildiğiniz gibi, gerek ülkemizde gerekse de dünyada yaşanmakta olan salgın hastalık nedeniyle, toplumun her kesimi olumsuz etkilendi ve etkilenmeye devam ediyor. Can sıkan konu, bunun ne zaman sona ereceği konusunda net bir tarih verilememesi. Salgın hastalık, sosyal yaşamda da olumsuz etkilerini hissettiriyor. Bulaşma riski nedeniyle örf ve adetlerimizin sergilendiği nişan ve düğün gibi etkinlikler de sadeleşiyor, yani bir nevi yavan hale geliyor. Peki çocuklar ne durumda? Eğitim ve öğretim yaşamları genel olarak sekteye uğradı. Okula gidemedikleri gibi, arkadaşlar olarak toplanıp bir arada oyun oynamaları da ebeveynlerin yasağına takıldı. “Aman bir şey oluverir, evde otur oğlum/kızım” bunları söylüyoruz ve duyuyoruz.
 
İşin düşündürücü tarafı, uzaktan eğitimde yaşanan iletişim sorunları. Evlerin kimisinde internet olmayışı ve bilgisayar olmayışı gibi sorunlarda ortaya çıktı. Okullar bana göre, benim hatıralarımda sadece öğretmenlerden değil, aynı zamanda kendi akranlarımızdan da bir şeyler öğrendiğimiz yerlerdi. Duyarak, gözlemleyerek, dinleyerek te öğrendiğimiz konular oldu. Her şeyden önemlisi kendi akranlarımız ile bir arada bulunmanın, onlarla bir şeyler paylaşmanın doyumsuz zevkleri vardı. Anılar biriktirmiştik. Aklıma gelen bir anıyı yazayım; ”İlkokuldayım. Derste öğretmenimiz bir konuyu anlatıyor. Ben genelde dersi derste öğrenmeye çalışırdım. Sonraya bırakma alışkanlığım pek yoktu. Zira aklıma takılanı sorabileceğim öğretmenden daha bilgili bir kimse de evde yoktu. Öğretmenimiz bir soru sordu. Karşında oturan Haluk isimli arkadaşım, hemen sorunun cevabını bana sordu. O sırada Hüseyin isimli bir arkadaşım da annesi maydanozlu köfte yapmış, onu anlatıyordu. Ben de Haluk'a, ”Sorunun cevabı maydanoz” dedim. Haluk da hemen elini kaldırarak, ”Öğretmenim, sorunun cevabı maydanoz” dedi. Öğretmen şaşırdı, sorduğu soruyla uzaktan yakından bir ilgisi yoktu. Haluk'a dönüp, ”Otur yerine ne maydanozu” dediğini, Haluk'un da bana bakışını hatırlarım. Yıllar geçti. Haluk şimdi Finlandiya'da yaşıyor. Orada evlendi ve meslek edindi. Ne zaman okul yıllarından söz açılsa, ben söylemesen o söyler, ”maydanoz”. Güzel bir anıydı. Belki de her şeye maydanoz olmak anlamında da, iyi bir örnekti. Belki de başkasının bilgisini kendi bilgisi gibi satmama konusunda kalıcı bir ders olmuştu. Zira bütün sınıf gülmüştü. Ben şahsen yerinde olmak istemezdim. Uzaktan eğitimde böyle bir anı yaşanabilir  mi? Sınıfın sıcaklığı, neşesi ve üzüntüleri de ekrana bakarak yaşanabilir mi?
 
Yerel yönetimlere buradan bir hatırlatmada bulunalım. Kuşkusuz şehirlerde var olan yapılaşma ve yoğun trafik, çocuk oyun alanlarının daralmasına neden olmaktadır.  Kimi aile yapısı, çocukların yalnızlaşmasını ve dolayısıyla sanal dünya ile daha fazla iletişim halinde olmasını beraberinde getirmiştir. Peki belediyemizin bu konuda bir çalışması var mı? Eğitim ve öğretim çağında salgın hastalık dönemine rastlayan Buldanlı çocuklara yönelik ne gibi bir çalışma var? Uzaktan eğitim için Buldanlı çocuklarımız hazır mı?
 
Bunun yanında, parklarımızda durum nedir? Engelli çocuklarımız için engelsiz parklar var mı? Bilime ilgi duymaları için bir bilim parkı var mı? Bilgi evi, Çocuk Meclisi, Çocuk Sanat Evi vs. var mı? Çocuklarımız için gezi organizasyonu yapıyor muyuz? Hatırlarsanız, 2014 yılında Kurucu başkanı olduğum Merkezi Ankara'da olan Genç Girişim ve Yönetişim Derneğinin de katkılarıyla, ”Ankara'da Bir Arkadaşım Var” adında bir proje çerçevesinde Buldanlı çocuklarımız için Ankara'ya gezi düzenlenmişti. Milliyet Gazetesinde şöyle bir habere konu olmuştu,”...Türkiye Cumhuriyeti tarihi için büyük önem taşıyan eski meclis binalarını, buradaki eski eşyaları büyük bir ilgiyle inceleyen çocuklar daha sonra Ankara Kalesi’ni gezdi. Çocukları en çok heyecanlandıran ise Anıtkabir ziyareti oldu. Rehber eşliğinde Anıtkabir’i gezen çocuklar, özellikle Kurtuluş Müzesi’nden çok etkilendi. İlk kez geldikleri Anıtkabir’de her köşeyi dikkatle ve hayretle inceleyen Buldanlı çocuklar, duygu yüklü anlar yaşadı. Anıtkabir ziyareti sonrası ise genç konuklar Küçük Ev’de ağırlandı. Birbirinden eğlenceli oyun aletleriyle keyifli saatler geçiren konuklar, akşam yemeğini de aynı yerde yedi. Unutulmaz bir gün geçiren Buldanlı öğrencilere birer tablet, ağız bakım seti, yap-boz ve Atatürk’ün "Nutuk" kitabı hediye edildi.” Evet çocuklara yapılan yatırım, dünyanın en güzel yatırımıdır. Onların eğitimine ne kadar çok katkı sağlayabilirsek, geleceğimiz o kadar güzel olur. Bir yazımın daha sonuna geldim. Bir başka yazımda buluşmak üzere, sevgiyle kalın.