| V2 |
|
|
|
|
|
BİR FESTİVAL DAHA GEÇTİ>>Bu yıl da “Buldan Dokuma Kültür ve El sanatları Festivali”nin 10.su bitti.Dile kolay 10 yıl geride kalmış.Bana göre güzel bir festival oldu... Uğur KIZILÖZ
Tarih: 23 Haziran 2010 Çarşamba
FESTİVAL SONRASI
Bu yıl da “Buldan Dokuma Kültür ve El sanatları Festivali”nin 10.su bitti.Dile kolay 10 yıl geride kalmış.Bana göre güzel bir festival oldu...Festival için ve Buldan’ın geleceği için emek veren herkesi tebrik ediyorum.Her festival nihayetinde olduğu gibi elbette bazı özeleştirilerin yapılması gerekir.Aslında “Buldan kendi başına bir marka” fakat Buldan isminin tanıtımı ve geleceğin Buldan’ı için herkes elini taşın altına koymasını bilmeli…Her zamanki şekliyle Buldan’da hayat devam edip gidecek.Yıllardır olduğu gibi sorular ve sorunlar yumağı içinde yaşam mücadelesine devam edeceğiz… Ayrıca Festival sonrası okuduğum bir haber beni mutlu etti. “Buldan Geleceğine Yön Veriyor” Başlıklı haberde Buldan'ın geleceği tartışılmaya devam edildiği.İkicisi gerçekleştirilen toplantıda görüşmelerin yapıldığı anlatılıyordu.Toplantıda görev dağılımının gerçekleştirildiği ve 30 projenin yer aldığı “Buldan Yol Haritası”nda Sivil Toplum Kuruluşlarının görev aldığı görülüyordu.Buldan için bu türlü birliktelikler sonucu ortaya çıkan projeler inşallah sözde kalmayarak hayata geçirilir de önümüzdeki on yılda Buldan’ın çehresi değişir… Buldan’da son on yıldır güzel şeyler oluyor.Önümüzdeki on yılda da güzel şeyler olacak.Buldan’ın dokuma,tekstil,turizm ve ticarette hakkettiği yere gelmesi ve işsizliğin sona ermesi için gayretler devam etmeli.Ekonomik bazı sıkıntılar dışında günümüz insanlarında ve Buldan’ında gözlenen önemli sosyal sorunlar da yok değil.Bunların da değişik şekillerde aşılması gerekir.Sosyal içerikli sorunlar ve sorular hızla artarken bir kaçı üzerinde tartışmakta fayda olacaktır.Sık sık soruluyor, “Onca maddî ilerlemeye rağmen, insanlarımız neden önceki kuşaklara göre daha mutsuz ,daha huzursuz,daha gergin ve daha vefasız?...” Bu tip sorular Buldan şartlarında yaşayan insanlar arasında ya da sohbetlerde her zaman dile getirilmektedir. Elbette kendi kendimize sorduğumuz ve cevap aradığımız benzer daha pek çok soru olacaktır.Her zaman söylüyoruz.Buldan’da veya Buldan dışında yaşayan tüm Buldanlılar olarak eskisinden daha çok yardımlaşmaya, daha çok dayanışmaya ve kaynaşmaya ihtiyacımız var.Hangi siyasi görüşte olursak olalım.Hangi derneğin ya da odanın üyesi olursak olalım.Hangi cemaatin mensubu olursak olalım.Hatta hangi mevki ya da makam sahibi olursak olalım.Öncelikli olarak” ben” yerine “biz” diyebilmeliyiz.Buldan’ın yıllardır hep buna ihtiyacı vardı.Buldanlıların en büyük ihtiyacı kaynaşma,dayanışma,birlik ve beraberlik ruhudur.Herkes, olaylara bakışında elbette özgürdür ama bakışlarda gerçekçi olmasını da bilmeliyiz.Bazıları artık at gözlüklerini atmasını bilmeli…Herkes bardağın boş tarafını değil dolu tarafını görebilmeli…Odalar,dernekler,siyasi kurumlar,resmi kurumlar,eğitim camiası Buldan için bir şeyler yapmalılar.Kısacası Buldan’da yaşayanlar ve Buldanlılar yanında Buldan’ın havasından suyundan faydalanan herkes Buldan için güzel düşüncelerde birleşmesini bilmeliler.İşte festivaller ve bilimsel toplantılar bu fırsatlardan bir tanesi… ***
GÜZELLİKLERİ YAŞAYALIM YAŞATALIM
Yıllardır eski dostlarla bir araya gelindiğinde,eskilerden konuşulur,hatıralar dile getirilir.Buldan için güzel sözler söylenir fakat nedense o güzel sözleri bir türlü hayata geçiremeyiz.Yıllardır birileri tarafından insan ilişkilerinde gösterişe,zenginliğe,mevki ve makama,iltifatlara değer verildi.Kimi makamıyla övündü,kimi zenginliğiyle övündü,kimi eviyle övündü,kimi arabasıyla…Çoğu zaman da havanda su dövüldü...Kimileri üst düzey insanlarla oturup kalkmasıyla mağrur oldu belki oturup kalkmanın gururuyla mutlu oldular oldu…Peki, bu övünmelerden ya da iltifatlardan Buldan ve Buldanlılar şimdiye kadar neler kazandı?...Sadece egolarımızı tatmin etmekten başka işe yaradı mı?Önemli olan bu soruları cesurca kendi kendimize sorabilmemiz. Son on yıllık zaman dilimine bakıldığında,Buldan’da yaşayan bazı insanlar günden güne birbirinden belki daha da uzaklaştı.Belki ekonomik ilişkiler ve gelişmeler bunu biraz daha artırdı.Küçük bir selamı ve tebessümü,hal hatır sormayı bazen birbirimize çok görür olduk.Akraba ve komşu ziyaretlerini neredeyse unuttuk.İnsanların yüzleri hiç gülmüyor.Abarttığımı zannetmeyin ve hiç kimse de söylediklerimden farklı anlamlar çıkarmaya çalışmasın.Niyetim, yaşanan Buldan gerçeklerinin samimi duygularla ve objektif olarak tahlil edilmesi.Toplum olarak bu doğrultuda da çözümler üretilmesi...Bu yaşıma kadar kimseye yalakalık ve dalkavukluk yapmadım;şu andan sonra da yapmaya niyetim yok.Kırk yıllık öğretmenlik yaşamımdan sonra ne kimseye yalakalık etmek düşüncesindeyim ne de kimseden iltifat bekliyorum.Sadece Buldan için güzellikler ve güzel şeyler bekliyorum. Teşbihte hata olmaz derler.Mevlana’nın dediği gibi ”sen ne söylersen söyle, söylediğin karşındakinin anlayacağı kadardır.” Sanki bir zamanların o Yeşil Buldan’ında değil de farklı bir dünyada yaşıyoruz.İnsanların yüzü gülmeyince herkesin yüzünde bir karamsarlık ve endişe okunuyor.Birileri birilerine sanki kuşkuyla bakıyor.Birileri, birileri için sanki dedikodu malzemesi ve ayıplı bir şeyler arıyor.Halk deyimizle “öküz altında buzağı aranıyor.” Esnafa bakıyorum tedirgin,insanlar stresli ve gergin,öğrenciler ilgisiz ve rahat,eğitim camiasına bakıyorsunuz idealizm kaybolmuş;meslek gruplarının içinde samimiyetler azalmış,insanlar nedense samimi olamıyorlar…Komşunu nezaketen ziyaret etsen de iadei ziyaret yok.Neymiş “elektrik alamamış…”Ne hallere düştük.Bir selamı bile çok görmeye başlayan bir toplum olduk.Sonuç olarak o eski gönül dostlukları artık kayboldu. Son birkaç yıldır kendi meslek çevremden gözlemlediğim birkaç küçük örnek vermek isterim. Tanıdığım bir çok öğretmen arkadaş yıllarca görev yapıp tayin sonucu Buldan’dan ayrıldılar.İsim isim de sıralamak zor değil.Ayrılmalar sanki yangından mal kaçırırcasına oldu…Yılların bıraktığı anılar bir yana “Buldan’dan hiç vefa görmediler mi? bir fincan kahvenin hatırı da kalmamış mı?” diye düşündüm.Bir kaçı hariç bir çoğunun yakın çevresine ısmarlamadan ayrıldıklarını biliyorum.Demek ki bazıları gönül dostu olamamış insanlardı.Söz açılmışken bir anımdan bahsetmek isterim.Hatta, rahmetli olmuş doğma büyüme Buldanlı bir öğretmen arkadaşı hatırlamadan edemedim; yıllarca uzaklarda çalışmıştı ve yazları bir ay Buldan’da kalır, kimseyle görüşmeden giderdi.Bir gün bir dostun dükkanında rast geldik.”Bir çayımızı içmeye dahi gelmiyorsun” dediğimde fırsat olmadığını ve o gün döneceğini söyledi.Kendisine “hayat çok kısa geldiğinde eski dostları ararsan iyi olur,gidip de gelmemek gelip de görmemek diye bir söz var ya…”dedim sadece gözlerimin içine baktı ve söylenmedi. Bir yıl geçmedi bir gün sela verildiğini duydum,o arkadaşın vefat ettiği söylendi ve inanamadım.Son yolculuğuna uğurlarken O günkü konuşma anımız gözlerimde canlandı…Buna benzer unutulamayan onlarca hatıra var.Başkaca yorum yapmıyorum.Dünya fani olsa da dostluklar ebedi olmalı diye düşünüyorum…Bildiğim bir şey var insanlardan geriye kalan hayırlı hizmetlerle yadedilmek,güzel anılar ve hoş bir seda bırakmak. Ben, Buldan’da doğmuş büyümüş biri olarak; yıllardır haksız davranışları ve bazı insanların samimiyetsiz davranış biçimlerini bir türlü kabullenemedim.Bu gerçekler ve samimiyetsiz davranışlar karşısında kendi kendime “neden böyleyiz?Bizim dedelerimiz böyle değildi” ”Bizler neyi paylaşamıyoruz?” diyerek günlerce üzüldüm.Bazen Buldan’la ilgili güzel duygularım ve düşüncelerim kayboluyor gibi olsa da Buldan sevgisi ağır bastığından, iyi ve güzel şeyler düşünmek için hep zorlamışımdır kendimi.Karamsarlıkları aşarak olaylara hep iyi yönlerden bakmaya çalıştım olaylara.Çocuklarımız için,yeni yetişen kuşaklar için,Buldan için hepimizin geleceğe umutla bakmamız gerektiğine inanıyorum. *** İNSAN İLİŞKİLERİ Bizim çocukluğumuzda ve öğrencilik yıllarında insanlar hiç böyle değildi… insanlarımız, az kazanca ve sade yaşayışa önem verirlerdi.Buna rağmen daha mutlu ve daha güleçtiler.Belki şimdiki şekliyle ”Lüks özentisi”yoktu insanlarımızda.İnsanlar zenginlik ve makama göre değer bulmazdı Buldan’da.Yalakalık,dalkavukluk,çıkar ilişkileri pek görülmezdi insanlarımızda.İnsanların yüzüne karşı açık açık cesurca söylenirdi doğrular... Karakter,kişilik,dürüstlük,doğruluk,ciddiyet,cibilliyet değer ölçüleriydi.İnsanlar olduğu gibi görünür göründüğü gibi gösterişsiz yaşarlardı. Sohbetler, ”Hal yarenliği” ve paylaşım daha çoktu.Komşuluk ve akrabalık bağları daha candandı.Akrabalar arasında küskünlükler günümüzdeki kadar yaygın değildi.Birbirine borç para alınır verilirdi.Misafirsiz pek sofraya oturulmazdı.Her an bir misafir gelebilir diye sokak kapıları açık tutulurdu.Aslında açık olan gönül kapılarıydı.Karşılıklı güven her zaman vardı.Kısacası insanımızda söz senet kabul edilirdi.Her zaman vurguladığımız gibi “dostluklar pazara kadar değil mezara kadardı.”Akrabalıklar ve komşuluk ilişkileri daha içten ve kalıcıydı. Şu an bazılarınca insan ayırımı yapılsa da cenazelerde ya da düğünlerde bir araya gelebilme erdemini gösteriyoruz.Belki bazıları adet yerini bulsun ya da “ele güne karşı” diyerekten bir araya gelmeye çalışıyorlar.Eskilerden yaşatılan en güzel değerler olarak belki bunlar kaldı.İleride inşallah yeni kuşaklar bunun gibi güzel değerleri yaşatmayı bilirler... Günümüzde yaşadığımız bir çok sosyal gerçeği hiç kimse inkar edemez.Sosyolojik ve psikolojik açıdan yöremizde ele alınacak o kadar çok davranış şekli ve insan ilişkisi var ki…Adama selam veriyorsun görmezlikten veya duymazlıktan geliyor.Makam ya da diploma sahibi biri böyle olmamalı diyorsun..Hal hatır soruyorsun duymuyor bile sizi.Belki sizinle görüşmekten memnun kalmadığını bir vesile ile hissettiriyor.Buldanlı olarak uzak yerlerden, hatta İstanbul’dan,İzmir’den ve Almanya’dan Buldan’a kadar gelmiş ama bir Buldanlı gibi eş dost ,akraba ziyaretine gerek bile görmüyor..Kimileri paranın sarhoşu,kimileri makam sarhoşu olmuş.Bir müdürlüğü ya da müdür yardımcılığını bile büyük şeyler sanarak mağrur olan o kadar çok ki... Mütevazi ,saygılı örnek insanlar ve yöneticiler ise altın gibi değerlerini korurlarken her zaman saygıyla anılıyorlar ve yıllar geçse bile unutulmuyorlar. Hepimiz biliyoruz ki mal ve mülk,makamlar ve görevler gelir geçer.Her zaman söylenir,şu Buldan’dan ne zengin insanlar,ne makam sahipleri,ne müdürler,ne eğitimciler ve ne yöneticiler geldi geçti.Önemli olan Buldan’da yaşadığımız sürede güzel izler bırakabiliyor musunuz? En önemlisi iyi anılarla Buldan’dan ayrılarak ya da anılarak geride hoş bir seda bırakabiliyor musunuz?... O halde Buldanlılar ve Buldan’da yaşayanlar, yol haritasına son şeklini verirken bizi biz yapan güzel değerleri unutmamalılar;ata yadigarı dostlukları ebediyen yaşatmalılar.
Uğur KIZILÖZ ugurkzlz@mynet.com
Bu köşe yazısı 110 defa okundu. Toplam 1324 kelime
[ Geri Dön: Uğur KIZILÖZ ] - [ Yazarlar İndeksi ]
|
|
|
|
|