Ülkemizde yaşanmakta olan iklimsel değişimler, doğa ile olan mücadelemizde ne kadar aciz olabileceğimizi bizlere bir kez daha net olarak gösteriyor. Bir türlü yağamayan kar, aşırı yağışlar, seller, nehir taşmaları,ısınan hava ; sonucun nereye gittiğini bize sanırım anlatıyor. Kıymet bilmenin kaybetmeyle değerlendiği bir algılama düzeni içerisindeyiz. Bu aşikar olarak hayatımızın her alanında kendini gösteriyor.
Â
           Ne kadar kıymetli bir coğrafyada yaşadığımızı algılamak için ille de kaybetmeyi mi bekliyoruz bilemiyorum. Bizler 1992 yılından başlayarak yayla gölünü kurtarmak için mücadele ederken, bizimle uğraşanların, bizimle akıllarınca dalga geçenlerin bugün geldikleri durum bizleri gerçekten mutlu ediyor. Bizim için neden bu kadar bu göl değerli dersiniz sizce?
Â
           Seçenekler geliyor aklıma : Beş dakikalık göz zevkimiz, karşısında iki kadeh atabilmemiz için mi ne dersiniz? Yoksa sırf doğacı diye nitelendirilebilmek için mi ne dersiniz? Yada bu gölün bizlerin yaşamı üzerindeki etkilerini düşündüğümüz için mi ne dersiniz?
           Net olarak söyleyebilirim ki maddi kazanımlar bizlerin hiçbir zaman aklının ucundan bile geçmemiştir. Bizler toplumun genelinin faydası için her zaman çalışmaktan kaçınmamışızdır. Toplumun faydasının ne olduğunun tespiti işte burada önem kazanıyor. Bizler önce toplum faydasının nereden geçtiğini anlamak için bugüne kadar bilime sığınmaya çalıştık. Bu gölün bilimsel olarak bir fotoğrafının çekilmesi için uğraştık. Sıradan bir insanın bile algılamalarını doğru kullandığı zaman elde edebileceği doğru bir düşünce iklimine ulaşmaya çalıştık. Bu çalışmalarımız sebebi ile Mevcut birikimlerimiz göz önüne alındığında bu göl ile ilgili fikir beyan etmede kendimizi yeterli ve gerekli hissediyoruz.
Â
           Hiç kimseye çıkıpta bize size ne bu gölden deme hakkını vermiyoruz. Bu göl Buldan’ın bir doğal zenginliği. Her bir Buldanlı kadar burası için mücadele edeceğiz. Herkesten bize niye yapıyorsunuz bu çalışmaları  diyeceğine,  bizler ne yapabiliriz demesini bekliyoruz açıkcası. İşimiz taltifle değil katılımla bizim. Burası bizlerin mücadeleleri ile biryere ulaşmayacak,  ancak Buldanlının mücadelesi ile bir yere gelecek.
Â
           Biz hiçbir zaman bu gölün sadece turizm potansiyelini öne çıkarmadık. Hiçbir zaman sadece bu gölün sazının kesilmesini, toprağının alınmasına odaklanmadık. Bizler iyinin tespit edilmesi için uğraştık ve de uğraşacağız. Çünkü zihinlerdeki yayla gölü ile ilgili neyin iyi olduğuna dair zihin bulanıklığı şu an ki hedefimiz. Kimisi diyor gölde yüzülsün, kimi komple temizlensin, kimi diyor hiç ellenmesin, kimi diyor gözüme hitap etsin, bizde diyoruz ki gölün şu anki hali herzaman belirttiğim gibi doğal hali değil. Gölle ilgili bilimsel çerçevede çalışmalar gözöüne alınarak bir müdahalenin yapılması aşikar görünüyor. Bizler gölün su birikintisi haline getirilmesine karşıyız, hiçbir müdahale yapılmamasında. Bize bunu aksini ikna edecek boyutta açıklayacak varsa onada kapımız açık
           Toprağı ile iştah açan , turizm potansiyeli ile iştah açan bir göl var elimizde. Birde beklenti ve bilgi karmaşası.
           Önümüzdeki süreçte Buldan Ticaret Odası ile birlikte Bu karmaşıklığı ortadan kaldırmak ve de potansiyelleri değerlendirmek adına bir eylem planına adım atmayı düşünüyoruz.Bu çalışmanın bizi bir yerlere getirmesini ümit ediyoruz. Malum bürokrasinin işleyiş hızı ile bu sürecin ihtiyaç duyduğu hız arasında ters bir durum var. Bürokrasinin o yapısını düşündüğümüzde neden yayla gölü sorusu,  hala cevap bulmak amaçlı ortada gezip duracağa benziyor. Her bir Buldanlıyı bu mücadele niye yapılmıyor diye sormaya çağırıyorum. Sormaktan ve sorgulamaktan kaçınmamak dileğiyle..